300

Evet, gitmedim 300′e, tıpkı dediÄŸim gibi. İzledim evimde. Bir yorum yapasım geldi hatta…

Yıllardır film izlerim, izleriz. Amerikan kültürünü az çok biliriz, hatta “bak yine Hollywood” kliÅŸesi dediÄŸimiz dahi olur. Bu film ise bu sözü pek aşıyor, pek ileri götürüyor. Kimilerine göreyse hiç de öyle deÄŸil.

Öncelikle geç izlediÄŸimden içimde ister istemez bir karşıt duruÅŸluk vardı. Yani “yapmışsınızdır yapacağınızı da dur yine de izleyeyim” gibilerinden. Elbette biliyordum da 300′ün çizgi roman olduÄŸunu, süpermanvari olduÄŸunu ama… Neyse,

Oturduk, izledik.

Gelgelelim yoruma.

İlginç bir film. KliÅŸe dahi diyemeyeceÄŸim, sırf “efekt abi efekt”, “of aslan kaplan doÄŸuÅŸtan savaşçı bunlar” diyip de savunulamayacak tarihi gerçekleri örtbas etmiÅŸler. Mantık kuralları elbette yok. Fakat olay süperman gibi bağımsız bir muhitte ve tamamen hayali olsa bu denli sözler etmezdik elbet, lakin olay gerçek olay olunca bazı ÅŸeyler çok gülünç geldi.

Mesela geçit aÄŸzında Leonidas ve yüce Spartalı askerlerin geçitin aÄŸzında düşmanı durdurma sahneleri o kadar komikti ki Cüneyt Arkın’a o kadar laf edenler bile utanır. 300 asker en az 3000 kiÅŸiyi geri itti. Evet, bildiÄŸiniz itti. Düşünün musluÄŸu açıyorsunuz, musluk akıyor, eÄŸer tazzik çok fazlaysa aÄŸzını ne kadar tıkarsanız tıkayın o sizi püskürtür, heh iÅŸte bu aslanlar püskürmüyor. Hatta 3000 kiÅŸiyi geri itebiliyor. Çözemedim.

Bir diÄŸer komiÄŸime giden ise süvari birliÄŸi sahnesi idi. Görüntüde en az bin süvari atlısı üstlerine koÅŸuyordu. Bilirsiniz bir süvari iner, diÄŸeri geçer… Bunda öyle olmadı 4 5 atlıyı aÅŸağı indirdiler bitti. Bakın gerçek hayatta olsa bu atlar önüne bile bakmadan ne varsa ezip geçer. Hm, olmadı tabi.

Sonra ok sahnesi. Gökten yağan abartısız en az on bin ok kimseyi yaralamadı. Bunda mantık aramayalım derseniz, filmde aramayalım derseniz anlayacağım ama kişilerin süperman olmadıkalrını biliyoruz. Ölümlüler yani, sadece iyi savaşçılar. Bu arkadaşlar çok yüksek mevkiden düşen en az 500 gr (ki daha fazla olur ok ağırlığı) altında kalkanlarına birşey olmuyor. Ama saplanıyor, gerçektne komikti. Okçuluk tarihinde oklar bu kadar işe yaramaz olsaydı sizce kullanılır mıydı :)

Daha bir komedi fil sahneleriydi.

Üzüntüm hiç mi düşünmedikleri idi. Yani tamam piyade ve piyade savaşında 300 kiÅŸi binlerce kiÅŸiyi tutabilir bir geçitte, karşı tarafın kumandanı akılsız ise. Ama süvariyi asla, okçu destekli piyadeyi asla, hele hele filleri asla… DiÄŸerlerini saymıyorum bile.

İran - Amerika meselesne deÄŸinmeyeceÄŸim bile. Çok komik bir filmdi bence. Film sonunda da 1 batılının 5 doÄŸuluya bedel olduÄŸunu da bize öğretti film… Yani bilemiyorum, anlayan anlıyor sanırım bu filmden çıkarılabilecekleri.

Staj

:) Evet, nedense staj kelimesi duyulduğunda herkeste bir tebessüm hali oluşuyor. Belki genel kavramları içinde çay taşıma, klasör getir-götür, fotokopi olduğu içindir.

Peki ya staj nedir? Ya da staj denilince akla üstte yaptığımız tanım mı gelmeli? Bu mudur?

Yurt dışından örnekler vermek beni feci üzse de staj hususunda da bizden çok ilerideler. Dışarıda stajın iÅŸten çok farkı yok. Deneyimlerini sizle paylaÅŸmak, sizi gelecekte yanlarında görmek istemeleri bunun temeli. Fakat Türkiye’de staj denince insanlar güler, bazıları naylon der bazıları o iÅŸ kolay der. Herkes der. Lakin deneyim almak, kendini geliÅŸtirmek… Bunlara önem verilmez. Yap, geç.

Bu sene yine staj, yine arayış, yine “acaba hayallere, yaratıcılığa, düşüncelere önem veren birini bulabilecek miyiz?” derdindeyiz. Hmm. Belki. Belki vardır yahu buralarda da hayal kurabilen birileri…

Staj mı :) O kolay ya…