Açık kaynağın gücü, tekelin zorbalığı ve aradan sıyrılan Web 2.0!
Konu fena deÄŸil mi? Yıllardır tartışılagelen “asp mi döver php mi?” sorusunun merkezi belki de. Open source ve karşısında kapitalizmin dibinde biten Microsoft ürünleri.Şöyle bir bakalım. Bir ÅŸirket ile görüşmeye gidiyorsunuz, ÅŸahane bir fikriniz ya da ürününüz var. Sunum baÅŸlayacakken soruluyor “altyapı ne olacak?”. EÄŸer linux altyapısı gösterirseniz gülüşmeler fısıldaÅŸmalar duyuluyor. Fakat bir Microsoft ürününü önlerine sunarsanız “ÅŸahane” gibi tepkiler gelebiliyor, güven duyuluyor. Sebep? Çünkü biz etiketler ülkesiyiz.
Peki böyle mi? Neden taktın bu kadar Microsoft’a?
Microsoft’a takıldığım düşünülmemeli. Tepkimin sebebi insanların etiket merakı, araÅŸtırmadan kaçması, farklı çözümlere yanaşılmaması, kalabalık olan her yerde çözümün olduÄŸuna inanılması. Yoksa Microsoft gerçekten de dünyada en iyi yazılımcılara sahip, oldukça güzel ürünleri, projeleri olan bir firma. Visual Studo serilerini keyifle takip ediyor ve kullanıyoruz. Meseleyi biraz daha açalım.
Mavi Jeans ünlü olmadan önce oldukça düşük fiyatlardan pantalon satıyordu. Fakat ciddi ve kaliteli reklam stratejisi ile markasını tanıttı. Bu da etiketlere doğrudan yansıdı. Aynı kalitede üretim yapan fakat reklamı beceremeyen firmaların pantolonları aynı kalitede görülmedi halk tarafından. Neden? Çünkü herkes Mavi giyiyordu, güveniyordu.
Microsoft da böyle. En azından Türkiye’de hala böyle. Åžimdilerde geliÅŸtirdiÄŸiniz platformlar ne yazık ki Microsoft altyapısı ile geliÅŸtirilmeli gibi bir dayatma var gibi gözüküyor. Onun yazılım ekipmanı ile geliÅŸtireceksin, onun altyapısında verileri tutacaksın, onun standartlarına uyacaksın falan filan… Peki biz bu firmaya neden bu kadar baÄŸlıyız? Hiç mi yok alternatifimiz?
İşte burada özgür yazılım olarak ifade edebileceğimiz open source uygulamalar dikkatimizi çekiyor. Bu uygulamalar tekelciliğe haykıran birkaç kişinin ürettiği şeyler. Hedeflerinde ilk sırada para olmadığından yaygın olarak kullanılsa da çok büyük projelerde ne yazık ki hala istenilen seviyede özgür yazılım bulmak zor. En azından Windows uygulamalarında çok çok büyük projeler göremiyorduk, ta ki internet çıkagelene kadar. İnternet ile insanlar mesafelere bakılmadan daha da yakınlaştı, kulaktan kulağa dolaşan şeyler haykırılmaya başlandı ve özgür yazılım oldukça büyüdü.
İnternet ve Özgür Yazılım
Belki de özgür yazılımın en çok kullanıldığı alan İnternet. Programcılık da tıpkı insanlar gibi çok çeÅŸitlidir. İnternet programcılığı bunlardan sadece biri ve belki de günümüze gelene kadar en küçük görülenlerindendir. Sistem programcıları, windows uygulamaları geliÅŸtirenler, database yöneticileri böyle kikirdeyerek bu kiÅŸilere yaklaşırlar(dı). Günümüzde ise göremedikleri ÅŸeyleri bazıları görmeye baÅŸladı. Evvelki satırlarda ifade ettiÄŸim ÅŸeyi unutuyorlardı. “Mesafe ve insanların insan olduÄŸu”.
İnternet insanları sıra arkadaşı mesafesine indirdi, samimiyeti getirdi. GeliÅŸen teknoloji ile beraber iletiÅŸim kolaylaÅŸtı. Öyle ki artık insanlar görüntülü, sesli iletiÅŸimi yok denecek ücretler ile yapmaya baÅŸladı. Elbette internetin bunda yadsınamaz payı vardı. Zira insanlar üstünde koÅŸtukları program ile ilgilenmek yerine, kendilerine yön veren, onların çıkarlarını gözeteden yazılımlar ile daha çok ilgilenirlerdi. İnternet onlara pek çok “fayda” saÄŸladı ki fayda kavramının insanoÄŸlu için ne kadar önemli olduÄŸunu tekrar anlatmak dahi istemiyorum.
Böylece insanlar görmeye baÅŸladılar. Banka iÅŸlemlerini evlerinden halledip, araÅŸtırmalarını internet üzerinden yapmaya baÅŸladılar. Facebook gibi uygulamalar ile unuttukları yüzleri hatırlayıp internet forumlarında klavye şövalyesi oldular. Böylece “marjinal fayda” doruÄŸa ulaÅŸtı, kullanıcı ihtiyacını karşılayıp mutlu oldu, bunun yanında haz da duydu. Zira minimum maliyete maksimum verim aldı.
Peki ya internetin geleceği? Türkiye?
İnsan içinde bulunduÄŸu ÅŸeylerin farkında olamıyor. Tıpkı akvaryumda yaÅŸan balıklar gibi. Bundan daha beÅŸ sene öncesinde ADSL sadece ÅŸirketlerde bulunuyordu. İnsanlar (en azından ben) harıl gürül modem gıcırtılarıyla, 146′larla internete baÄŸlanıp saatlerce bekleyip Led Zeppelin’in Stairway To Heaven ÅŸarkısını indirmeye çalışıyorlardı. Åžimdi ise beklentiler deÄŸiÅŸti, geliÅŸti. Peki ya internet?
Tim O’Reilly ki Web standartlarının kaÅŸifi olan O’Reilly Media’nın kurucusu, bunu Web 2.0 ile açıklıyor.
Tim O’Reilly’e göre Web 2.0′ın kısmen tanımı şöyledir: “Web 2.0 bilgisayar endüstrisinde internetin bir düzlem olarak ilerlemesiyle bir iÅŸletme devrimi ve bu düzlemin kurallarını baÅŸarı için anlamaya çalışmaktır. Bu kurallar arasında baÅŸlıcası ÅŸudur: AÄŸ etkilerini daha çok insanın kullanabilmesi için programlar kurmak.”
Bunun anlamı şudur; İnternet kullanıcıları salt bilgi alan kişiler olmanın ötesinde, teknolojinin getirdikleri ile bilgi veren, geliştiren, önüne sunulan seçenekler ile yenilikler yaratan üretken kullanıcı sınıfına dönüşecektir.
Bu bana göre çok heyecan verici. Zira eskiden Google amcaya soru sorar, oradan bir copy/paste ile oluşturulmuş siteye girer, okur, heyo çığlıkları ile kapar giderdi kullanıcı. Fakat bununla artık farklılaşmalar doğdu, kullanıcılar doyuma ulaşmaya başladı. Sanılanın aksine Web 2.0; Ajax, CSS, Div taglarından ibaret bir dil topluluğu değildir. Hala ne yazık ki bu anlaşılamadı.
Peki bunun dışında ne getirecek? Web 2.0 ile Açık kaynaklı yazılımın, Microsoft’un ne alakası var?
DoÄŸrudan kullanıcıyı etkileyecek ve içine çekecek olan Web 2.0 yazılımları ile kullanıcıların her biri artık bir geliÅŸtirici olacaktır. Bu da özgür yazılımın insanılmaz bir grafik ile yükseliÅŸe geçmesini saÄŸlayacaktır. Öyle ki bu kullanıcılar özgür yazılım projelerinde aktif rol oynayarak internette salt bilgi alan kesimden çıkıp insanlara çözümler sunan bireylere dönüşecektirler. Hatta bundan ekmek yenmeye baÅŸlandı bile. Dikkat ederseniz Facebook.com Web 2.0′ın zirvesinde ÅŸu an. Fql, Ftml gibi kendi yazılımları tamamen PHP, C ve C++ ile geliÅŸtirildi. Bu da özgür yazılım ile oluÅŸturulmuÅŸ en büyük sitelerden biri arasında kendisini göstermemizi saÄŸladı. Böylece sessizce olsa da özgür yazılıma güven arttı, bu da doÄŸrudan Microsoft ve benzeri firmaları düşündürüyor olsa gerek. ÖrneÄŸin İngiltere’de ÅŸirketler artık Windows sunucuları yerine Unix sunucuları tercih ediyorlar. Zira Unix sunucuların bir yıllık maliyeti, Microsoft sunucularının bir aylık maliyetine eÅŸdeÄŸer.
Sektörlere getirecekleri
Şunu iyi biliyoruz ki sektörler en çok maliyete ve faydaya önem veriyor. Eğer bir firma, şirket, kobi, holding kendisine fayda sağlayacak, satış yüzdelerini artıracak bir yazılım bulursa dikkat kesiliyor, gerekirse büyük meblağlar ödüyor. Fakat özgür yazılım ile bu meblağlar düşecek, çözümler artacak, tekel yok olacaktır. Zira çözümler artacak, seçenekler çoğalacaktır. İnsanların Linux tabanlı sistemlere güveni, interneti etkin kullanmasıyla yazılım anlayışı değişecektir. Firmalar mağazalarını tek tıkla internet üzerinden kontrol edebilecek, anlık veriler ile en kesin rakamlara ulaşabilecekler ve en önemlisi bu sistemler için milyon dolarlar ödemeyeceklerdir.
Sözün özü, katılımcı internet sitelerinin yükselişte olduğu günümüzde şirketler için fantastik çözümler sırada gibi. Alışılagelmiş yazılımların yanında daha etkileşimli, kullanıcısına heyecan veren basit ama kullanışlı, çok daha hızlı sistemler kullanıcılarını bekliyor olacak. Yazılımcılar ise kapalı kutu Microsoft yazılımlarından çıkıp, bağımsız yazılımlar ile programlarını tamamen özgürce, altyapısını bilerek, alınteri ile üretip oldukça özgün sistemler kurabileceklerdir. Web 2.0 standartlarıyla beraber gelen Ajax ve bilimum ekipmanı da kullanarak oldukça hızlı ve oldukça esnetileblir, güvenilirliği yüksek yazılımları oldukça düşük maliyetlere müşterilerine sunarak kar marjlarını yüksek tutacaklardır.
Sanırım tüm bu anlattıklarım bir laf çorbası olmamıştır. Bunlar beni heyecanlandırıyor. Hem de çok. Umarım heyecanımı düzgün paylaşıp sizlere faydalı olabilmişimdir. Yakında yeni projelerim ile beni Web 2.0 içinde göreceksiniz gibi hissediyorum