Türkiye’de İnternet ve Ekmeğini Yiyenler

Uzun bir aradan sonra merhabalar.

Sitemkar yazılarımdan birine daha hazırım gibi, yok hayır gözüm seyirmiyor. Birkaç gündür fark ediyorum ki internetin kaymağını yiyenler tamamen internet ile ilgisi olmayan fakat buradaki boşluğu fark edip yatırım yapan kişilerden oluşuyor. Ve bu adamlar her yerdeler, olmaması gereken yerdeler. Oluşturdukları bir network dahilinde biz harikalar yaratan rüyalar takımıyız edasıyla koşuşturuyorlar. Yine bu süper adamlar projelerinde kendi elemanlarının sadık olmalarına göre değişen bir başarı grafiklerine sahipler lakin asıl dikkati çeken, bu kişilerin internet teknolojileri hususunda gelişmiş bilgilere sahip olmadıkları halde, ceplerindeki paraya göre o seminer senin, bu konferans benim koşturup uzman olarak konuşmaları. Elbette bu da Türkiye’de işlerin nasıl anlamsızca ilerlediğini gözler önüne seriyor.

Yurt dışına baktığımızda çoğu sermaye sahibi, tepede olmak yerine arka planda olmayı tercih ediyor. Sebebi basit zira adamlar, tepedeki adamın yalnızca bir onay mekanizması değil aynı zamanda yaratıcı, işini bilen, gerektiğinde kolları sıvayıp işi tek başına yönetebilecek seviyede olaması gerektiğini iyi biliyorlar.

Türkiye’de son yıllarda internet gerçekten önemseniyor. Fakat ansızın ortayı çıkıveren “uzman”lar bizim gibi işi başından aşkın adamların yokluğunda, interneti yalnızca bir “imaj” hadisesi gibi sunmakta, esasında oldukça karmaşık bir teknoloji olan “web 2.0″ gibi bir kavramı ruj ve rimeli anlatır gibi aktarmaktadırlar. Zira onlar üretimden ziyade, kullanım ile ilgilenmişlerdir ve onları tek ilgilendiren kullanıcıya daha “satılabilen” şeyler sunabilmektir.

İş bu sebepten dolayı, üzgünüm ama Türkiye bireysel çabalar hariç, ortaya yeni bir teknoloji çıkartamayacak, devamlı tüketen bir ülke konumunda kalmaya devam edecektir her sektörde olduğu gibi.

Umarız bir gün biz de üreten bir ülkenin, üreten elleri oluruz.

Vampircik Sözlük ve Türkiye’deki sözlük patlaması!

Açılalı iki yıldan fazla oldu bu sözlük. Kuruluş amacını çoğu yerde anlatıp durduk, her gün daha da geliştirdik. Fakat ilk defa hakkında genel bir yazı yazma imkanım olduğunu fark ettim.

Türkiye’de “internet sözlüğü” kavramı basit anlamda bir “çevirici” anlamından ziyade, “her konu hakkında özgürce yorum yapabilme” anlamına geliyor.

Bu, yeni yeni duyulan ve çoğu kişi tarafından yanlış anlaşılmış bir kavram olan web 2.0′ın temel kavramına denk geliyor. Yani ekşi sözlük bu kavramı bundan sekiz yıl önce ortaya atmış aslında.

Günümüze dönecek olursak artık her yerde, her konuda bir sözlük olduğunu fark ediyoruz. Dikkat edenler çoğunun aynı altyapıya sahip olduğunu fark edeceklerdir. Herkes bunun nasıl yayıldığını meak ediyordur diye düşünüyorum. Bu yayılmanın kaynaklarından biri olduğum fakat bu güne kadar çok da önemsemediğim bu konuyu özetlemek isterim.

Vampircik.com başta asp ile yapılandırılmış idi. Fakat windows hosting ücretlerinin yüksek olması ve kodların tarafımızdan yazılmamış olması bizi “ücretli bir sözlük” satın alma yoluna soktu. Biz de bu konuyu araştırdık, ettik ve şimdiki sistemin özünü satın aldığımız freelancer bize bu sözlüğü “trislem.net” üzerinden test ettirdi. O zamanlar kimsenin oturup sözlük yazacak vakti ve yeterli donanımı olmadığı için biz bu sözlüğü alıp üstüne geliştirme yapmayı düşündük, yaptık da.

İşin komiği sözlüğü aldığımız freelancer, bu işi çok sevdi. Her ne kadar sistemi kullanmayacağını söylemiş olsa da bu işe devam etti ve hala etmekte, nacizanebilgi.com adresinden trislem.net’in son halini görebilirsiniz.

Daha sonraları ise bize sattığı kodların bir şekilde “warez” ortamına düşmesi ile, kendisi bu kodları “hazır sözlük” adı ile “open source?” olarak internete sundu ya da sunmak zorunda kaldı diyelim. Böylece ortaya oldukça gelişmemiş, veritabanı kısmı berbat bir şekilde tasarlanmış, her şekilde açık kaynaklı kod mantığından uzak tertipsiz ve düzensiz bir kod ve bunun sonucunda da yüzlerce klon ortaya çıktı. Ayrıca kodu satın aldıktan sonra öğrendik ki bu kodlar esasında netsozluk.net tarafından geliştirilmiş.

Belki bunu reddedebilir bazı kişiler, kendileri bilirler. Herkes hata yapabilir, keşke vaktimiz olsa idi de biz kendimiz kendi sözlüğümüzü yazabilseydik diye düşünmüyor değilim. Zira iyi planlanmamış bir projenin çokça büyüdükten sonra düzenlenmesinin ne kadar zor olduğunu şu günlerde yaşıyor ve sırf bu yüzden tamamen sıfırdan kendi sistemimizi hazırlıyoruz. Her şeyden öte, mantıklı düşünen herkesin bu olayın doğru olduğuna inanacağına eminim, ne yazık ki Türkiye’de internet işleri böyle dönüyor(muş). Biz de yaşayarak öğrendik.

Bunun dışında, ne yazık ki Türkiye’de açık kaynaklı programlama yok. Hala açık kaynak Türkiye’de “beleş” ya da “kırılmış, nulled, riped” gibi kavramlarla beraber anılıyor. Oysa ki bu böyle midir? Ya da neden bu denli internetin yoğun kullanıdlığı, internet sitesi sayısının çok olduğu, pek çok projenin geliştirildiği Türkiye’de kendini ispatlamış bir “open source” proje yok?

Bir bilgisayar mühendisi ve internete emek vermiş, en azından open source olan birkaç proje * denemiş biri olarak şunu söyleyebilirim ki, insan saatlerce verdiği emekten sonra hala saygısızlık görüyor ise elbette bir firmaya girip işi ile saygı görmeyi tercih edebiliyor.

Vampircik.com hakkında konuşmam gerekirse; sözlük amaçladığımız yolda ilerledi. Artık ikiyüzbin tanımı devirdi. Bundan sonra biz eski ekşi sözlük yazarlarının alışmış olduğu konseptten sıyrılıp, kendi konseptinde yürüyeceği, kendi framework’ünün yazıldığı, web 2.0′ın getirdiği her kuralın özüne inilerek kullanıcı dostu ve kullanıcılarının iş birliği ile çok daha farklı bir “diyar” olacağı müjdesini verebilirim. İstiyordum ki framework’ü open source olsun. Fakat bunca şeyden sonra, internetin profesyonel bir ortamdan ziyade “köşeyi dönmek için tercih edilmiş bir mekan” olarak görülmesi sebebiyle bunun gerçekleşmeyeceğini üzülerek söylemeliyim. Vampircik altyapısı hala bilgisayarim.org üstünden satılmakta, bunun sebebi vampircik sözlük ihtiyaçlarını karşılamak ve en azından sözlük açmak isteyenlere makul fiyatlarla hatasız ve profesyonel bir hizmet sunmak.
Hürmetler.

* Denemiş olduğumuz açık kaynaklı yazılım için; Php Yıllık

Not: Vampircik sözlüğün satın aldığı kod yine bir vampirimiz tarafından karşılanmıştır. Daha sonra ilgili vampir bu kodu terimler.net üzerinden internete sunununca hazır sözlük sistemi ortaya çıkmaya başlamıştır. Kendisine vampirciğe yaptığı yardımdan ötürü teşekkür ederim.

Google Adsense Türkiye ve Büyük Ayıbı

İnternette dolaşan herkes muhakkak bir tane google reklamı görmüştür Genelde text tabanlı reklamlar kullanılır, içeriğe göre en uygun reklamı gönderirler yayıncıya. Eğer ki yayın problemi yaşanmaz ise ziyaretçisi çok olan siteler güzel paralar kazanabililer.

Şimdi gelelim dram kısmına;

Uzun zamandır internet sistemleri üzerine çalışmaktayım. Intranet uygulamaların yanında global web siteleri ile de uğraşıyorum. Olabildiğince az kirlilik yapmaya çalıştığım sitelere reklam almamak benim için önemli idi. Fakat “eğer ki bir faydası olacaksa neden ben de Google reklamları kullanmayayım?” diyip birkaç sene önce adsense kullanıcısı oldum. Verdikleri talimatlar ile web siteme reklamlarını iliştirdim.

Eğer ki rakip siteleriniz varsa ve siz Google Premium hizmetinden faydalanmıyorsanız çok heyecanlanmayın. Şanslı iseniz bir ödeme alabilirsiniz fakat genelde ay sonunda banlanırsınız. Size gönderilen sebep ise tektir “geçersiz tıklama”. Yani eğer bir siteye kıl kapıyorsunuz yapmanız gereken tek şey adamların google reklamlarına her gün yüzlerce kez tıklamak. İşte bu! Bu adamlar bir daha google adsense üyesi olamayacak siz de onların iflahını kurutmuş olacaksınız.

Bu nasıl bir mantıktır? En basit reklam sistemleri bile artık ip numarasına göre tıklamayı algılıyor. Gçersiz tık da ne ola ki? Eğer bir ip on kez bir linke tıkladıysa yayıncının suçu nedir? Burada esas suçlu reklam hizmetini sağlayan kişidir. Tek yapması gereken şey ipnin gün içindeki tıklamalarını saymak bir rakamdan sonrakileri iptal etmek ya da yoksaymaktır. Bu gereksiz banlama olayından sıkılan birkaç yazılımcı bir adsense savunması geliştirmişlerdi. Mantığı basitti, ipye göre tıklamaları say belli bir rakamı geçenlere reklamı gösterme.

Google bu savunma mekanizmasını bile banlama sebebi saydı. Ne kadar da kullanıcı dostu bir hizmet! Hepsini geçtim Google o kadar gereksiz ve laubali mailler atıyor ki aklım almıyor. Adamlara mail atıyorsanız cevabı unutun, cevap gelse dahi mantıklı cevabı unutun. Genelde mailleri şöyle başlar: “Bizi sabırla beklediğiniz için çok teşekkürler..” ama gerisi boştur, istediğiniz yanıtı alamamışsınızdır.

Ama Google Adwords öyle değildir. Anında cevabı alır, en güzel spam mailleri kutunuzda görürsünüz. Google Adsense ile ilgili fikirlerinizi belirttiğinizde “aa olmaz öyle şey” derler. Hatta Google Türkiye sorumlusuna bir üniversitede “geçersiz tık” sorusu sorulduğunda “Google böyle saçma bir şey yapmamakta” diyip kıvırmaktadır, nasıl olsa dinleyenlerin çoğu Adsense hakkında bir şey bilmemektedir.

İşte böyleyken böyle. Gereksiz içerik sahibi olan, bir ton hile ile milyonlar kazanan web siteleri google adsense reklamları yayınlayabilirken benim web sitem bir lira dahi kazanamamaktadır. Bu bana göre büyük bir haksızlık ve ayıptır.

Umarım Google Türkiye bir gün bizi anlayacak ve gerekli olanı yapacaktır.

İnternet Sitesi Yaptırmak?

Bedava internet sitesi!

Sizin de bir web siteniz olsun!

5 dakikada web sitesi!,

Vay canına..

Bundan yedi sekiz sene önce her yer böyle idi. Türkiye’de internet anlayışı değişecek sandık, ama hala aynı teraneleri görüyoruz.

Bir kere Frontpage, Dreamviewer gibi programlar ile iki resim koyup, iki font bold eden arkadaşlar web sitesi sahibi olduklarını düşünüyor, hatta kimileri kendilerine bir isim de koyuyorlar; webmaster. Yani öyle aştık ki biz master olduk abi, guru olduk.

Günümüzde internet ve internet sayfalarıyla ilgili diğer bir klişe de “kanun geliyor, site yaptırın, yaptırmazsanız bittiniz” gibilerden tehditvari sloganlarla müşteri kovalama çabaları. Şimdi kimse bu yasanın getirilerini bilmiyor, gelin sitenizi yapalım diyen adamlar da kanunun istediklerini bilmiyorlar. Tek çıkarları iki klavye vuruşu ile hazır template web sitelerinin sloganlarını, paragraflarını değiştirmek ve “tataa” alın size web sitesi. “Ne yani, bir alanadın var, explorera giriyorsun ve karşına bir site geliyor, daha ne istiyorsun.”

Türkiye’de internete global şekilde yaklaşan az kurum var. İnternet kullanıcı ile kullanıcıya seçenekler sunan web sitesini bir göz temasına getirebilen yegane kuvvetli araç. Karşınızdaki sizin her hamlenizi yapmaya hazır, ileri git dersiniz gider, geri dön dersiniz döner. O sizde ise sizden bir şeyler almak ister. Fakat bunu verebilmek, onunla iyi anlaşmak henüz buraların önemli konularından değil. “Bir web sitemiz olsun da itibarımız sarsılmasın” anlayışı oturmuş durumda.

Bir de böyle Flash animasyonları, filmler böyle çicekler böcekler. Yahu, ben bir anahtar firmasının web sitesinden ne bekleyebilirim ? Bunu düşünmek önemli olan. Siz ona animasyonlar sunun efendime söyleyeyim böyle uçan anahtarlar yapın o onu ilgilendirmemektedir. Adam oraya şubelerinizi öğrenmeye gelmiştir belki. Ona en etkili, en hızlı belki görsel biçimde bunu anlatacak bir yapıya sahip olması önemlidir sitenizin.

Son zamanlarda buna biraz da olsa dikkat ediliyor, ama bu dünyaya baktığımızda Türkiye’de çok çok az. Bakın çoğu yerde “design engineer” lar var. Bu adamlar sitenizin mouse imlecinden tutun, arama butonunun şekline kadar, menülerinizin yatay, dikey olmasından sayfanızın üç sütunlu olmasına kadar bizim “ne var yahu, onu biz tasarlarken zaten düşünüyoruz” dediğiniz şeylerden kamyon kadar para kazanıyorlar.

Neden? Çünkü bir web sitesinin milyonlarca dolar getirebileceğini keşfetmişler.

İşte Türkiye bunu keşfetme arefesinde. Dileğim o dur ki bunu kötü deneyimlerle kefşetmeyelim. Bizim en kötü şansımız burada ilşini seven adamların işini yapamaması. Yıllarca matbaalarda dolaşmış, artık işsizlikten web siteleri yapmaya başlamış ajanslar ellerindeki işe ne yazık ki bir mühendislik işi gibi yaklaşamıyorlar. Bunu da beklemek doğru değil zaten. Burada esas problem müşterilerin yaklaşımı.

Umuyorum yakın zamanda bu problem de anlaşılacaktır.

Türkiye Bilişim Manifestosu

Bu yazı herkesin kendi alanı dışında bir uzman olduğu günümüz Türkiye’sinde bilişim alanında artık bir şeyler yapılması gerektiğini anlatmayı amaçlayan bir açıklamadır. Yazı hiçbir kurum ya da kuruluşu suçlamamakta, yalnızca günümüz internet kullanıcılarına nasıl daha güvenli ve etkili hizmet verilebileceğini kısaca açıklamaktadır.

İlgililerin dikkatine sunulur.

1- Bilişim; bilginin bilişim araçları ile geliştirilip işlenmesi ile ilgilenen bir bilim dalıdır.

Yani bilişim, bir bilgisayar ve ona bağlı kullanıcılar arasındaki etkileşimden ibaret olmaktan ziyade bir bilim dalıdır. Bu konunun her ülkede olduğu gibi ülkemizde de uzmanları bulunur.

2- İnternet; kendi aralarında birbirine bağlanmış ağlar anlamına gelen (Interconnected Networks) bir terimdir.

Yani internet bir veya birkaç internet sayfasından ziyade, milyonlarca bilgisayarın birbirine bağlanması ile oluşmuş bir yapıdır. Bunların içerisinde kullanıcılarına belirli verileri sunmayı amaçlayan sistemler de bulunabilir.

3- İnternet; içerisinde yalnızca kontrolsüz içerik barındıran bir bilişim mecmuası değildir.

İnternet; dünden bugüne gelişimini korumuş, hedefine kilitlenmiş bir mekik gibidir. Amacı kullanıcılarına en yüksek verimle en kaliteli hizmeti sağlamaktır. Bunların başında onlara verimli içerik sunmak, birbirleri ile etkileşimli haberleşmelerini sağlamak, teknoloji ile kullanıcıların beraber ilerlemesini amaçlamaktadır. Bunun yanında interneti kötü amaçlara yönelik kullanan kişi, kurum veya kuruluşlar da olabilir. Fakat bu ve bunun gibi zararlı hususlar İnternet’i bir karabasan, bir virüs gibi simgelendirilmesine neden olmamalıdır. İnternet’in en verimli nasıl, ne şekilde kullanılabileceği araştırılmalı, bu yönde kullanıcılara bilgilendirici program, seminerler vb. etkinlikler sağlanmalı, kullanıcılar gelişmelerden haberdar edilmelidir. İnternet yalnızca bir “sörf tahtası”ymış gibi tarif edilmemelidir.

4- Bilişim ve İnternet hususundaki hukuki yorumlar ve bu doğrultuda alınacak kararlar, konusunda uzman kişilerin danışmanlığı ve yardımı ile yapılmalıdır.

Hukuk nasıl alt konulara göre hükümleri o konuda uzman bölümlere ayrıyorsa, bilişim ve bilişimle ilgili suçlar da yine bu konunun uzmanları tarafından değerlendirilmeli ve bu doğrultuda gerekli yaptırımlar uygulanmalıdır. Böylece verilebilecek yanlış kararlar en aza indirilmiş olacaktır.

5- Bilişim hususundaki problemleri çözmeye yönelik Bilişim Mahkemeleri açılmalıdır.

4. maddede belirtildiği üzere seçilen bilişim uzmanları bilişim üzerine daha fazla söz sahibi olabilmelidirler.

Günümüz teknolojisi insanlık gibi ağır ağır ilerlememektedir. Her gün yeni bir gelişme ve bu gelişmeye yönelik suçlar da ortaya çıkmaktadır. Yani bu suçların klasik sistemlerle sonucu bağlanması mümkün değildir. Dün suç teşkil etmeyen bir konu bugün haksız kazanç elde etmeye sebebiyet vermektedir. Bu sebeple gelişmelere ile gelişen bilişim hususunda yatırım yapan kurumlar/mahkemeler kurulmalı, bu kuruluşların da ilk görevi gelişen teknoloji ile beraber gelişmek, Türkiye’yi de bu alanda en iyi şekilde yönetmek olmalıdır. Günümüz internetinde uzmanları dahi zorlayabilecek sınırlarda suçlar işlenebilmektedir. Bunların başında internet bankası soygunları gelmektedir. Konusunda uzman yetkililer tarafından detaylıca incelenen bu olaylar, daha hızlı çözümler üretilmesine katkı sağlayabileceği gibi yaptırımların daha teknik boyutlarda yapılabilmesini sağlayacaktır. Böylece esasında çok ciddi boyutta tahribata yönelik işlenen bilişim suçlarına uygulanacak yaptırımlar ağır olacaktır.

6- Bilişim suçları, kategorize edilmesi ve cezalandırmalar daha etkili olmalı, esasında suç olmayan, ya da cezalandırması daha farklı olması gereken suçlar daha kontrollü bir şekilde karara bağlanmalıdır.

Bilişim mahkemeleri ile ard arda kapanan internet siteleri konusunda daha farklı çözümler ortaya çıkacak ve bunun sonucunda ilgili kurum/kuruluş yargılanacaktır. Bilişim suçları birkaç spesifik hususta küçültülmekten çok, genişletilerek daha detaylı incelemeler sonucunda daha etkili kararlar alınabilecektir.

7- Bilişim üstüne bilgisi olmayan kişiler bilişim suçları üzerine karar vermemelidir. Belirli kriterleri yakalayamayan suçlar bu kriterleri yakalayamadıkça dikkate alınmamalıdır. Suç duyuruları daha detaylı olmalıdır.

Böylece bir kişinin bir dilekçesi ile bir internet sitesi kapatılamayacak, kapatılsa da konu üzerine daha fazla, daha ağır yaptırımlar uygulanacaktır. Böylece basit bir hukuk bilgisi olan kişinin kolayca bir internet sitesini kapattırabilmesinin önüne geçilecektir. Böylece daha gerçekçi, daha detaylı sonuçlara ulaşılabilecektir.

8- Lisanssız ve korsan yazılım/ürün kullanımına yönelik yaptırımlar daha kapsamlı ve etkili olmalıdır.

Günümüzde bilişim denince akla yalnızca internet ve bilgisayar gelmemelidir. Bilgisayarlar ve pek çok bilgi işlem gereçleri içerdikleri yazılımlar ile ayaktadırlar. Bu sistemleri ayakta tutan yapılar ise binlerce kişinin yıllarca uğraş verip ortaya çıkardıkları yazılımlardır. Bu hususta, lisanssız yazılım kullanıcılarına daha ağır yaptırımlar uygulanmalı, yine bu konu ile ilgili daha detaylı kurum veya kuruluşlar kurulmalıdır.

Bu yazıyı okumak, anlamak dahi Türkiye’de bilişim ve internet konusunda bilinçlenmemize bir şekilde yardımcı olmaktadır. Elbette bu maddeler çok daha detaylandırılabilir velakin amacı olan Türkiye’de Bilişim ve Bilişim suçlarına karşı yapılması gereken eylemleri özetlemektedir.

Eğer ki maddelere eklemek istediğiniz bir şey olursa lütfen belirtiniz.

Bu yazıyı paylaşmak, internetin ne kadar güçlü bir mecra olduğunu kanıtlayacağından bunu paylaşabildiğiniz kadar paylaşmak her bir Türk İnternet kullanıcısının görevidir diye düşünmekteyim.

Teşekkürler


Abdullah Önden

Bilgisayar Mühendisi

İnternet, Web 2.0, Ajax, .Net, Framework, Intellisense vs. vs. ve Gelecek

Uzun bir aradan sonra merhaba.

Düşünüyorum da doğumumuzdan itibaren başkaları tarafından belirlenmiş bir istikamette, onların sınırladıkları duvarlar arasından süzülüyoruz. Kimimiz önden kimimiz arkadan birbirini takip ediyor. Fakat herkesin yolu ortak. Bunu büyük bir damar olarak düşünebiliriz, içinde milyonlarca kılcal damar var. Herkesin yolu ayrı gözükse de, herkes esasında aynı yolda.

Ne ki şimdi bu dediğinizi duyar gibiyim. Herkes bilgisayar ve dolayısı ile teknolojinin inanılmaz hızlı gelişiminden yakınır. Kimileri artık yeni teknolojileri öğrenemediğini söyler. Fakat her zaman birileri öğrenir, bir yere kadar karnını doyurur sonra yine upgrade olur.

Bundan 7-8 sene önce, çok uzun gelmiyor daha dün gibi sanki, her yer Java Applet’leri ile doluydu. Dhtml menüler zortlar, sayfalar gereksiz efektlerle açılır, çoğu sitenin arkasında midiler çalardı. Anımsarsanız yüzünüzde tebessüm olacaktır değil mi?

Fakat şimdi dönüp inşaa ettiğimiz şeylere baktığımızda farklı bir tebessüm var yüzümüzde. Belki gurur denebilir buna. Neden? Oldukça optimize edilmiş, tablesız, MVC sistemlerini sonuna kadar kullanan, kimilerinin küçümsediği o internet sistemleri artık bir sanat olmuş durumda.

Peki acaba bundan sonra ne olacak. Romalılar gibi doyuma ulaşıp yerle bir mi olacağız? Ben pek sanmıyorum. Dedimya, yeni doğanlar için yeni yolları biz geliştiriyoruz zaten. Daha şimdiden birbirinin aynı, taklidi, klon onlarca sistem doldu. İnternet sanal bilgi alanı olmaktan ziyade bir çöplük oldu. Bunu fark eden, bilgileri toparlayıcı hedefi olan sistemler yükselişe geçti ki en güzel örneği Facebook ve Youtube sanırım.

Sağa bakıyorsunuz ajaxla süslenmiş içeriği olmayan binlerce blog, sola bakıyorsunuz binlerce dostluk sitesi, forumlara değinmeyeceğim bile. Fakat artık browser içinden çalışan ve birilerinin “bak bu güzel” diyip herkesin “huraa” diyerek saldırdığı web 2.0 denen şeyin de sonu geliyor gibi. Zira web 3.0′ın çıkacağı da duyuruldu. Gelişen internet bağlantılarının faydasıyla ben artık daha gelişmiş browserların ortaya çıkacağını, klasik sunucu-istemci olayının text based ya da max. flash arayüzlü sistemler yerine oldukça işlevsel, olmazsa olmaz sistemlere geçiş yapılacağını düşünüyorum.

En azından düşünüyorum evet. Zira sıkıldım artık Ajax’tan, word press’ten, rss’ten, css’ten. Artık aynı kokuyor sanki hepsi. Bu doyuma ulaşmanın farkında olan Microsoft SilverLight’ı çıkartmayı deniyor, ama acaba ne denli başarılı olacak.

Sözün özü şu güne kadar öğrendiğim tek şey, siz teknolojiyi yaratın kazanın. Siz teknolojiyi taklit edin az kazanın. Siz doyuma ulaşmış sistemleri kullanın kaybedin.

Php Sözlük Scripti

Ekşi sözlük ile beraber oldukça popülerleşen internet platformlarından biri sözlükler oldu. Biz de bir şekilde girişmiştik vampircik.com ile. Daha sonra kodlar dağıldı falan filan. Ortalarda open source olduğu söylenen, fakat open source mantığının yanından dahi geçmeyen bir hazır sözlük mevcut. Öyle ki geliştiricileri belirli açıklar bırakıp dikkatsiz kişileri istediklerinde yokediyorlar.

Neyse. Bu yazıyı okuyorsanız muhtemelen google amcadan geldiniz. Ben de size diyorum ki, vampircik.com’u geliştiren bizler masraflarımızı karşılamak ve aynı zamanda klonları bari adam gibi kodlarla internete sunmak için size fırsat sunuyoruz.

Php ile yazılmış bir sözlük mü arıyorsunuz, güvenli ve bol destekli keyifli bir ekip mi arıyorsunuz? Ayrıca üstüne bu adamlar bilgisayar mühendisi mi olsun istiyorsunuz?

O halde çözüm için http://www.bilgisayarim.org adresinden bize ulaşabilirsiniz. Unutmayın, sözlük sistemimiz ücretlidir. Gereksiz taleplerde bulunmayınız.

Demo Sözlük

http://www.bilgisayarim.org/demo/sozluk

kullanıcı: demo
şifre: demo

PHP ve MySql ile İnternet Programlamaya Giriş

Buraya tıklayarak internet programlama, php ve mysql hakkında yazdığım oldukça doyurucu bir makaleye ulaşabilirsiniz.

AJAX ve Şahane Ajax Örnekleri

Yok hayır, ne deterjan ne de bir futbol kulübünden bahsedeceğim.

Esasında şu günlerde internet programlama ile uğraşmayanlar dahi bu yepyeni uygulama dilini bilir oldu. Bilmeseler bile bu şirin dilin getirdiği yenilikler muhakkak dikkatlerini çekmiştir.

Ajax aslında yeni bir dil değil. Sadece varolan bir şeyin güzelce isimlendirilmişi. Açılımı; Asynchronous JavaScript and XML yani kulağa hiç de yabancı gelmeyen öğelerden oluştuğunu görüyoruzdur sanırım. Ajax’ın temel mantığı XML tabanlı HTML Requestlerin kontrolünü sağlamak. Elbette bu daha önceden de vardı fakat Ajax bize pek çok yenilik, kolaylık ve pratiklik sağladı. Bir kere XMLHttpRequest ismini AJAX ismine çevirdi :)

Ajax’ı kısaca tanımlayacak olursak; interaktif web yazılımları için geliştirilmiş, sunucu ile az miktarda konuşup verileri sayfayı yenilemeden, sadece belirlenen bir alanı yenileyerek güncelleyen bir dildir diyebiliriz. Elbette bu çok dar bir tanım. Fakat şimdilik bu kadarı kafamızda otursa kafi.

Peki nasıl yapıyor bunları?

- Mantığı çok karışık değil. Öncelikle bahsettiğimiz veritabanı vs. yerlerden verileri alırken XML dilini kullanıyor. Bu da çoğu zaman Türk kullanıcılarının canını sıkabiliyor, zira Türkçe karakterler bazı uygulamalarda problem yaratabiliyor.

- CSS seviyor, çünkü DIV denen bölmelerin içinde varlığını çok raht gösteriyor. Class yapısını seviyor.

- Java Script ile kütüphanelerini kullanarak basit bir HTML sayfasından bunları hızlıca kullanabilmemizi sağlıyor.

- XMLHttpRequest ögesi gerektiriyor. Baştada belirttiğim gibi bu uygulamanın esası Request üzerine kurulu. Bunun için halihazırda pek çok Ajax Framework geliştirilmiş durumda.
Şimdi de güzel Ajax uygulamaları linklerini vererek sizleri bu güzel dile iyice davet ediyorum.

En güncel ve şahane kaynak:

http://www.ajaxrain.com

* Ajax Frameworkleri

Jquery : http://jquery.com/ ve User Interface: http://ui.jquery.com/ (canavar)

Bence en sağlamı bu. http://docs.jquery.com/Plugins adresinden bununla yapılmış pluginleri inceleyebilirsiniz

Moo : http://mootools.net/

script.aculo.us: http://script.aculo.us/

* Animasyon Kütüphaneleri

Çoğul kullandım ama pek fazla yok bunlardan. Benim bildiğim, hayran kaldığım şu var.

http://berniecode.com/writing/animator.html

* En popüler uygulamalar

1- Light box

http://www.lokeshdhakar.com/projects/lightbox2/

(Bonus: Light box Gone Wild: http://particletree.com/features/lightbox-gone-wild/ - Grey Box: http://orangoo.com/labs/GreyBox/ )

2- Live Validation

http://www.livevalidation.com/

3- Image Cropper

http://www.defusion.org.uk/demos/060519/cropper.php

4- mxGraph

http://www.mxgraph.com/demo.html

5- Sliding Tabs

http://extjs.com/deploy/ext-2.0-alpha1/examples/tabs/tabs-adv.html

6- Drag and Drop Portal

http://blog.xilinus.com/prototype-portal/test/index.html

7- Fisheye

http://positionabsolute.net/blog/2007/08/prototype-fisheye.php

8- Gridview

http://extjs.com/deploy/ext-2.0-alpha1/examples/grid/grouping.html

http://dotnetslackers.com/projects/AjaxDataControls/GridView/ComplexEditing.aspx (.net)

Umarım işinizi görecek bir döküman olmuştur.

Açık kaynağın gücü, tekelin zorbalığı ve aradan sıyrılan Web 2.0!

Konu fena değil mi? Yıllardır tartışılagelen “asp mi döver php mi?” sorusunun merkezi belki de. Open source ve karşısında kapitalizmin dibinde biten Microsoft ürünleri.Şöyle bir bakalım. Bir şirket ile görüşmeye gidiyorsunuz, şahane bir fikriniz ya da ürününüz var. Sunum başlayacakken soruluyor “altyapı ne olacak?”. Eğer linux altyapısı gösterirseniz gülüşmeler fısıldaşmalar duyuluyor. Fakat bir Microsoft ürününü önlerine sunarsanız “şahane” gibi tepkiler gelebiliyor, güven duyuluyor. Sebep? Çünkü biz etiketler ülkesiyiz.

Peki böyle mi? Neden taktın bu kadar Microsoft’a?

Microsoft’a takıldığım düşünülmemeli. Tepkimin sebebi insanların etiket merakı, araştırmadan kaçması, farklı çözümlere yanaşılmaması, kalabalık olan her yerde çözümün olduğuna inanılması. Yoksa Microsoft gerçekten de dünyada en iyi yazılımcılara sahip, oldukça güzel ürünleri, projeleri olan bir firma. Visual Studo serilerini keyifle takip ediyor ve kullanıyoruz. Meseleyi biraz daha açalım.

Mavi Jeans ünlü olmadan önce oldukça düşük fiyatlardan pantalon satıyordu. Fakat ciddi ve kaliteli reklam stratejisi ile markasını tanıttı. Bu da etiketlere doğrudan yansıdı. Aynı kalitede üretim yapan fakat reklamı beceremeyen firmaların pantolonları aynı kalitede görülmedi halk tarafından. Neden? Çünkü herkes Mavi giyiyordu, güveniyordu.
Microsoft da böyle. En azından Türkiye’de hala böyle. Şimdilerde geliştirdiğiniz platformlar ne yazık ki Microsoft altyapısı ile geliştirilmeli gibi bir dayatma var gibi gözüküyor. Onun yazılım ekipmanı ile geliştireceksin, onun altyapısında verileri tutacaksın, onun standartlarına uyacaksın falan filan… Peki biz bu firmaya neden bu kadar bağlıyız? Hiç mi yok alternatifimiz?

İşte burada özgür yazılım olarak ifade edebileceğimiz open source uygulamalar dikkatimizi çekiyor. Bu uygulamalar tekelciliğe haykıran birkaç kişinin ürettiği şeyler. Hedeflerinde ilk sırada para olmadığından yaygın olarak kullanılsa da çok büyük projelerde ne yazık ki hala istenilen seviyede özgür yazılım bulmak zor. En azından Windows uygulamalarında çok çok büyük projeler göremiyorduk, ta ki internet çıkagelene kadar. İnternet ile insanlar mesafelere bakılmadan daha da yakınlaştı, kulaktan kulağa dolaşan şeyler haykırılmaya başlandı ve özgür yazılım oldukça büyüdü.

İnternet ve Özgür Yazılım

Belki de özgür yazılımın en çok kullanıldığı alan İnternet. Programcılık da tıpkı insanlar gibi çok çeşitlidir. İnternet programcılığı bunlardan sadece biri ve belki de günümüze gelene kadar en küçük görülenlerindendir. Sistem programcıları, windows uygulamaları geliştirenler, database yöneticileri böyle kikirdeyerek bu kişilere yaklaşırlar(dı). Günümüzde ise göremedikleri şeyleri bazıları görmeye başladı. Evvelki satırlarda ifade ettiğim şeyi unutuyorlardı. “Mesafe ve insanların insan olduğu”.

İnternet insanları sıra arkadaşı mesafesine indirdi, samimiyeti getirdi. Gelişen teknoloji ile beraber iletişim kolaylaştı. Öyle ki artık insanlar görüntülü, sesli iletişimi yok denecek ücretler ile yapmaya başladı. Elbette internetin bunda yadsınamaz payı vardı. Zira insanlar üstünde koştukları program ile ilgilenmek yerine, kendilerine yön veren, onların çıkarlarını gözeteden yazılımlar ile daha çok ilgilenirlerdi. İnternet onlara pek çok “fayda” sağladı ki fayda kavramının insanoğlu için ne kadar önemli olduğunu tekrar anlatmak dahi istemiyorum.

Böylece insanlar görmeye başladılar. Banka işlemlerini evlerinden halledip, araştırmalarını internet üzerinden yapmaya başladılar. Facebook gibi uygulamalar ile unuttukları yüzleri hatırlayıp internet forumlarında klavye şövalyesi oldular. Böylece “marjinal fayda” doruğa ulaştı, kullanıcı ihtiyacını karşılayıp mutlu oldu, bunun yanında haz da duydu. Zira minimum maliyete maksimum verim aldı.

Peki ya internetin geleceği? Türkiye?

İnsan içinde bulunduğu şeylerin farkında olamıyor. Tıpkı akvaryumda yaşan balıklar gibi. Bundan daha beş sene öncesinde ADSL sadece şirketlerde bulunuyordu. İnsanlar (en azından ben) harıl gürül modem gıcırtılarıyla, 146′larla internete bağlanıp saatlerce bekleyip Led Zeppelin’in Stairway To Heaven şarkısını indirmeye çalışıyorlardı. Şimdi ise beklentiler değişti, gelişti. Peki ya internet?

Tim O’Reilly ki Web standartlarının kaşifi olan O’Reilly Media’nın kurucusu, bunu Web 2.0 ile açıklıyor.

Tim O’Reilly’e göre Web 2.0′ın kısmen tanımı şöyledir: “Web 2.0 bilgisayar endüstrisinde internetin bir düzlem olarak ilerlemesiyle bir işletme devrimi ve bu düzlemin kurallarını başarı için anlamaya çalışmaktır. Bu kurallar arasında başlıcası şudur: Ağ etkilerini daha çok insanın kullanabilmesi için programlar kurmak.”

Bunun anlamı şudur; İnternet kullanıcıları salt bilgi alan kişiler olmanın ötesinde, teknolojinin getirdikleri ile bilgi veren, geliştiren, önüne sunulan seçenekler ile yenilikler yaratan üretken kullanıcı sınıfına dönüşecektir.

Bu bana göre çok heyecan verici. Zira eskiden Google amcaya soru sorar, oradan bir copy/paste ile oluşturulmuş siteye girer, okur, heyo çığlıkları ile kapar giderdi kullanıcı. Fakat bununla artık farklılaşmalar doğdu, kullanıcılar doyuma ulaşmaya başladı. Sanılanın aksine Web 2.0; Ajax, CSS, Div taglarından ibaret bir dil topluluğu değildir. Hala ne yazık ki bu anlaşılamadı.

Peki bunun dışında ne getirecek? Web 2.0 ile Açık kaynaklı yazılımın, Microsoft’un ne alakası var?

Doğrudan kullanıcıyı etkileyecek ve içine çekecek olan Web 2.0 yazılımları ile kullanıcıların her biri artık bir geliştirici olacaktır. Bu da özgür yazılımın insanılmaz bir grafik ile yükselişe geçmesini sağlayacaktır. Öyle ki bu kullanıcılar özgür yazılım projelerinde aktif rol oynayarak internette salt bilgi alan kesimden çıkıp insanlara çözümler sunan bireylere dönüşecektirler. Hatta bundan ekmek yenmeye başlandı bile. Dikkat ederseniz Facebook.com Web 2.0′ın zirvesinde şu an. Fql, Ftml gibi kendi yazılımları tamamen PHP, C ve C++ ile geliştirildi. Bu da özgür yazılım ile oluşturulmuş en büyük sitelerden biri arasında kendisini göstermemizi sağladı. Böylece sessizce olsa da özgür yazılıma güven arttı, bu da doğrudan Microsoft ve benzeri firmaları düşündürüyor olsa gerek. Örneğin İngiltere’de şirketler artık Windows sunucuları yerine Unix sunucuları tercih ediyorlar. Zira Unix sunucuların bir yıllık maliyeti, Microsoft sunucularının bir aylık maliyetine eşdeğer.
Sektörlere getirecekleri

Şunu iyi biliyoruz ki sektörler en çok maliyete ve faydaya önem veriyor. Eğer bir firma, şirket, kobi, holding kendisine fayda sağlayacak, satış yüzdelerini artıracak bir yazılım bulursa dikkat kesiliyor, gerekirse büyük meblağlar ödüyor. Fakat özgür yazılım ile bu meblağlar düşecek, çözümler artacak, tekel yok olacaktır. Zira çözümler artacak, seçenekler çoğalacaktır. İnsanların Linux tabanlı sistemlere güveni, interneti etkin kullanmasıyla yazılım anlayışı değişecektir. Firmalar mağazalarını tek tıkla internet üzerinden kontrol edebilecek, anlık veriler ile en kesin rakamlara ulaşabilecekler ve en önemlisi bu sistemler için milyon dolarlar ödemeyeceklerdir.

Sözün özü, katılımcı internet sitelerinin yükselişte olduğu günümüzde şirketler için fantastik çözümler sırada gibi. Alışılagelmiş yazılımların yanında daha etkileşimli, kullanıcısına heyecan veren basit ama kullanışlı, çok daha hızlı sistemler kullanıcılarını bekliyor olacak. Yazılımcılar ise kapalı kutu Microsoft yazılımlarından çıkıp, bağımsız yazılımlar ile programlarını tamamen özgürce, altyapısını bilerek, alınteri ile üretip oldukça özgün sistemler kurabileceklerdir. Web 2.0 standartlarıyla beraber gelen Ajax ve bilimum ekipmanı da kullanarak oldukça hızlı ve oldukça esnetileblir, güvenilirliği yüksek yazılımları oldukça düşük maliyetlere müşterilerine sunarak kar marjlarını yüksek tutacaklardır.

Sanırım tüm bu anlattıklarım bir laf çorbası olmamıştır. Bunlar beni heyecanlandırıyor. Hem de çok. Umarım heyecanımı düzgün paylaşıp sizlere faydalı olabilmişimdir. Yakında yeni projelerim ile beni Web 2.0 içinde göreceksiniz gibi hissediyorum :)