Beş dakika

Başla!,

Beş dakikalık hayat..,

Su gibi geçiyor. Su gibi duru değil. Boşluk ve ıssızlık. Karanlık ve aydınlık. Para ve çamur, kir ve koku. Zaman avlanıyor.

İnsan.

Gösteriyor aydınlığını. Karanlığı o kadar aydınlık ki. Aldanıyor insan. Zaman avlanıyor.

İnsan.

Düşünüyor düşünemediğinde. Ağlıyor kahkahalarıyla. İçi parçalanıyor. Zaman avlanıyor.

Hayat.

An. Ona ulaşmak, onu yakalamak yok. Ona dokunmak zor. Kovalamaca yoruyor ademi. Âdem olmak zor.

Beş dakikada bitiyor hayat.

Son.

Düşen bir adamın hikayesi

50 katlı bir binadan düşen bir adamın hikayesini duymuş muydunuz?

Adam her katta kendini rahatlatmak için şunu demiş içinden:

“Buraya kadar her şey yolunda.”

“Buraya kadar her şey yolunda.”

“Buraya kadar her şey yolunda.”

“Buraya kadar her şey yolunda.”
Ben aslında düşmüyorum, tırmanıyorum.”

* yere çarpar… *

Nasıl düştüğünüzün önemi yoktur. Önemli olan yere nasıl vardığınızdır.

Hayaller diyarı

ötelerin ötesi, bulutların ardı, sıra gelen dağların yol verdiği şahane, altından nehirler geçen, yağmurun eksik omadığı ama güneşin de devamlı ısıttığı bir beyazlık sanki. herkes farklı, herkes aynı görür onu. sıcaklığına sığınanlar olur taşlayanların yanında. oysa ki bilirler sevdiklerinden taşladıklarını, sadece kafalarının karışık olduğunu, üzgün olduklarını.

karmaşa ve gürültü yoktur ötelerde. sahil kenarında yapayalnız yürümek isteyenler, korkularından sıyrılanlar keşfeder belki. burada ses yükseltmek de yoktur. lakin geçince sınırlardan dağlara haykırmak serbesttir, sonra keyiftir geri dönen tınıları dinlemek, yanlışları.

her şey karmaşık, her yer kaos, her yer kokuyor? öyle mi? nereden geliyor bu yaradılış işkencesi, nereden gelmeli buranın çıkış kapısı, ya da neden bekliyoruz ki bir şeyi. neden almıyoruz onu, neden tutmuyoruz ucundan. hayaller çok mu zor. hayaller çok mu uzak. nedir onların yaratıcısının karmaşası.

dünya. dönüyor durmadan. yoruyor bedenleri, coşturuyor ya da anlamak istemeyenleri. koşturuyor sorgulamayanları, yoruyor şanssızları. bağırıyorsun? bağırıyorsun ama yankı yok? bağırıyorsun ama sen bağırdığını hissetmiyorsun. sususyorsun. yerde yatana bakıyorsun, sonra üstündeki karartıya bakıyorsun, sonra nefesindeki hırıltıyı duyuyorsun, sonra, sonra…

ağlıyorsun, kahkahalara boğuluyorsun, sonra titreyip koşmaya başlıyorsun, kaçmaya çalışıyorsun, kaçtıkça peşindekiler çoğalıyor, daha hızlı, daha hızlı, liflerin kopana kadar koşuyorsun. koşuyorsun.. koşuyorsun… sonra düşüyorsun. yuvarlanıyorsun…

yumuşaklık.

hissizlik.

kaldırıyorsun kafanı.

beyazlık.

burası diyorsun… burası “hayaller diyarı”.

(not: diyarından alındığı için büyük harf yoktur.)